" ÖZGÜR YAŞAM ÖZGÜR-FİKİRLER"
"Amerikan emperyalizmine, Sovyet revuzyonizmine, Bulgar dalkavukluguna, Romen soytariligina karşı Türk devrimcisiyim." Deniz Gezmiş
13 Ağustos 2012 Pazartesi
9 Ağustos 2012 Perşembe
" Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Hukuk devleti : Zenginine Adalet Fakire eziyet "
Türkiye de sistem her zaman zenginlerden ağalardan kodamanlardan vergi kaçıranlardan hayali ihracatçılardan ve gücü ele gerçirenlere biyat edenlerden yana olmuştur.
- Zengin çocuğu cinayet işler kamera kayıtları hemen kaybolur yıllarca bulunamaz yakalanır yargılanır en alt ceza ile yargılanır hapse girer 5 yıldızlı otel gibi bir eli yağda bir eli balda yaşar
- Millet vekilinin oğlu çıkar devlet memurlarını adi suçluları teşhir eder gibi bir köşeye dizdirip sürdürür.
- Sade vatandaş bir konu ile ilgili bir dava açtığında devlete dosya masrafı ödemek zorunda Noter de bir işlem yapmak istediği zaman mutlaka dosya masrafı vermek zorunda. Cebinde parası bulunmayan insan nasıl dava açıcak dosya masrafını dahi karşılayamayacak kadar bile imaknı olmayanlar nasıl hakkını arıyacak...
- Milliyetçi bir grup Taksimde eylem yaptığında polis biber gazını bırak jopunu bile kullanmaıyorsa başörtülü kızlar eylem yapınca polis onları çembere alıp koruyorsa bunlara karşılık;
- Ezilmiş,hakkı yenmiş gruplar ve haksızlıklara karşı olanlar gösteri yaptığında kadın çocuk demeden biber gazı atılır acımasızca joplar kullanılır
- Doğu da ve güney doğuda yaşanan sorunların en büyük nedenlerinden biride budur.
Adalet eşitlik ve devlete olan güven duygusunu kaybetmiş vatandaşlar emperyalist oyunların maşalığını yapanların kucağına düşmek durumunda kaldılar.
Adalet eşitlik ve devlete olan güven duygusunu kaybetmiş vatandaşlar emperyalist oyunların maşalığını yapanların kucağına düşmek durumunda kaldılar.
Sosyal hukuk devleti kömür dağıtmakla 4 yılda bir seçim yapmakla veya anayasada üş beş satır da yazılmakla olmaz tüm vatandaşların eşit ve insanca yaşamasını sağlayarak olur....
Yazar: Cem.k
Uğur Mumcu'nun bir yazısından bir bölüm ....
"Adalet duygusu" diye bir inanç vardır. Bu inanç bir kez
sarsıldı mı, istediğiniz kadar çabalayın, inandırıcı olamazsınız. Hele
adalet duygusu devlet eliyle yok edilirse yıkıntı büsbütün büyük olur.
5 Ağustos 2012 Pazar
29 Temmuz 2012 Pazar
" SÜREYYA PAŞA HASTANESİNDEN ATILAN 3 TAŞERON İŞÇİSİ DİRENİŞTE... "
Süreyya Paşa Hastanesinde taşeron yemek şirketinde çalışan 3 taşeron işçisi işten çıkarılmıştır. Sebepse yeni şirketin sözleşmesinde bütün haklarımı aldım maddesini kabül etmedikleri için işten çıkarılmışlardır. Yapılan haksızlığa ve emek sömürüsüne karşı Maltepe Başıbüyük de Süreyya Paşa Hastanesinde ki direnişleri devam ediyor...
- Taşeronluk yüzyılın kölelik sistemidir.
- 700 lira maaşla hiçbir sosyal hakka sahip olmadan işten çıkarılma tehtidiyle karşı karşıyalar.
- Bu adaletsiz sisteme dur deme vaktidir. Aşımıza Ekmeğimize göz koyanlara karşı mücade eden tüm emekçilere işçilere destek olmalıyız.
Cem.K
10 Mayıs 2012 Perşembe
" Che Guevara İhanete Uğradı mı? "
Bolivya'da Che ile birlikte savaşmış Benigno lakaplı eski gerilla
Ramirez'in Che'yi SSCB'nin ihbar ettiğini söyleyen açıklamalarının
Türkiye basınına taşınması tartışmaları beraberinde getirdi; Che'nin
Türkiye'de ne kadar az tanındığını da ortaya koydu.
Che Guevara dünyada olduğu gibi Türkiye'de de
devrimci mücadelenin önemli bir simgesi olarak sahiplenilse de
mücadelesinin birçok yönü karanlık bırakılmakta. Che'nin uğruna mücadele
ettiği Küba devriminin bürokratikleşmesi, Küba'nın SSCB'nin uydusuna
dönüştürülmesine karşı mücadelesi, sonrasında dışlanması, bu açmazdan
devrimi yayarak çıkmak için gittiği Bolivya'da Çin ve SSCB tarafından
yalnız bırakılması
Bu açıklamalar vesilesiyle Che'nin bilinmeyen ve
bilinmesi pek de istenmeyen yönlerine ışık tutmak istedik. Elbette bu
kısa yazı sadece konuya bir giriş niteliğindedir. Che Guevara ve Küba
devrimi üzerine detaylı incelemeler içeren yazılarımızın bu yazıyla
sınırlı kalmayacağını, devam edeceğimizi belirtelim.
Che İhanete Uğradı mı?
Che'nin katledilmesi, Ramirez'i söylediği gibi
Castro'nun Bolivya Komünist Partisi lideri ile yaptığı görüşme sonrası
kendilerine La Huguera köyüne gitmeleri söylenmesinden sonra yolda
tuzağa düşürülmeleriyle mi olmuştur bilinmez ama Che'nin ölümünden sonra
açıktan muhalefet örgütlediği SSCB'nin rahat bir soluk aldığı kesindir.
Hızla SSCB tipi bir bürokratikleşme aşamasına giren
Küba karşısında Che, SSCB'nin Küba'daki kontrolünden ve gittikçe artan
bağımlılık ilişkisinden açıkça rahatsızlık duymaya başlamıştı. Rusya ve
Doğu Avrupa'ya yaptığı ziyaretler onun bu konudaki görüşlerini
netleştirmişti. Bir röportajında Kübalı insanlar kanlarının son
damlasına kadar SSCB'nin Küba'yı uydusu haline getirme çabasına karşı
direnmeliler demesi de bu tutumunu gözler önüne serer. Che, gerek
SSCB'ye gerek Çin'e karşı tavrını açıkça ortaya koyuyor ve Küba'nın
farklı bir rota araması çağrısını yükseltiyordu.
Guevara, SSCB'ye karşı açıkça sesini yükseltiyordu.
Küba'da olduğu gibi, Sovyetler Birliği'ni gelişmemiş ülkeleri kendine
bağımlı kılan karşılıklı ticaret anlaşmaları konusunda suçluyordu. Che,
SSCB'yi ABD ile birlikte geri kalmış dünyanın emperyalist sömürüsüne
katılmakla suçluyordu. Che, Sovyetlerin Batı kapitalizmi ile barış
içinde birarada yaşama politikasına şiddetle karşı çıkıyordu.
Küba'nın en büyük müttefiki SSCB'ye karşı bu
tutumuyla Che'nin yolunun Castro'dan ayrılıyordu. Varlık koşulları
Rusya'nın devam eden ekonomik desteğine bağlı olan Küba'da, Che'nin
artık politik olarak dışlanması, yalnızlaşması kaçınılmazdı.
Küba Sovyet yanlısı grubunun lideri olan Anibal
Escalante, sonunda Castro'ya 1965'te Che'nin kabineden istifasını kabul
etmeye zorladı. Escalante, Küba'nın ekonomik olarak istikrarsızlığı ve
Sovyetler birliğiyle gerilen ilişkilerden dolayı Che'nin "... pratik
olmayan projelerini ve patolojik maceracılığını suçluyordu. Hayatını
pahasına mücadele ettiği Küba'da yalnızlaştırılan Che, Küba'nın kaderini
değiştirmenin yolunun yalnızlıklarına son verip SSCB ve Çin'e
bağımlılıktan kurtulmak için devrimi dünyada ve özellikle Latin
Amerika'da yaymak gerektiği fikriyle daha çok inanıyordu. Bu nedenle,
Küba'dan ayrılıp önce Kongo, sonra da Bolivya'da devrimi yaymak için
yola çıktı.
SSCB'nin Che'nin Bolivya'daki sınırlı güçlerle
varlığından bile ne kadar rahatsız olduğunu Haziran 1967'de Sovyet
Dışişleri Bakanı Aleksei Kosygin Küba ziyaretindeki açıklamalarıyla
ortaya koyuyordu. Kosygin, Che'nin Bolivya'ya gidişini eleştirip
"Che'nin Bolivya'daki gerilla faaliyetlerinin komünizme zarar verdiğini, sosyalist' olduklarını söyleseler bile hükümet karşıtı güçlere, destek
vermenin, Latin Amerika'daki Sovyet destekli komünist partilerin
çalışmalarını zorlaştırdığını" söylüyordu. Bu ziyareti takiben
Brejnev'in Castro'ya eğer Latin Amerika'da devrimleri kışkırtmaya devam
ederlerse Sovyetlerin ABD işgalini engellemeyeceği ultimatomunu içeren
mektubu da çok şey anlatmaktadır.
Bolivya'ya vardığında sadece 7'si Bolivyalı olan 24
gerilla gücüne sahip olan Che, Stalinist Bolivya Komünist Partisi'nden
hiçbir destek görmedi. İnsan gücü ve silah, erzak gibi malzeme açısından
büyük destek gerektiren gerilla savaşında SSCB ve Küba devletleri büyük
olanaklara sahip olmalarına rağmen Che'ye hiçbir yardımda bulunmadılar.
Çok küçük bir gerilla birliğiyle gerekli teçhizat ve olanaklardan
yoksun bir biçimde ölüme terk edildi. Yalnız ve yüzüstü bırakılan Che,
Bolivya'da CIA'nın ölüm mangalarına, en iyisinden, bir nevi teslim
edilmiş oldu. Latin Amerika'da kendi tekellerinin dışında gelişebilecek
rejimlerin önünü almış olmanın rahatlığıyla Che'nin katledilmesinden
sonra SSCB rahat soluk almış oldu.
Kaynak : http://www.bolsevik.org/
Etiketler:
abd,
amerika,
che,
che guevara,
DEVRİM,
el commandante,
emperyalizm,
ihanet,
mücadele,
SOL,
sovyetler birliği,
sömürgecilik
25 Nisan 2012 Çarşamba
" Emperyalist Ülkelerin Bitmeyen Fetişi Ermeni Sorunu "
Osmanlı imparatorluğuda millet-i sadıka sadık millet olarak anılan Osmanlı ordusunda general sadrazam ve en üst makamlara kadar çıkabilen Ermeni vatandaşlar ile Osmanlı arasında sorun neden çıktı
Osmanlı doğu cephesinde Ruslarala savaşırken Rus ordusuna geçen binlerce Osmnalı Vatandaşı Ermeni olmuştur ayrıca güney cephesinde Fransız ordusuna katılanlar olmuştur doğu Adanoluda birçok Türk ve Kürt müslüman Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteciler ve isyancılar tarafında katledilmiştir Ermeni vatandaşların bir anda oluşan bu kin nefret ve saldırganlığının amacı neydi Anadoluyu işgal eden Emperyalist Devletler Osmanlının yenilmesi halinde Büyü Ermenistan kurulmasına yardım edeceklerine söz vermeleri ve Ermeni komitacılarına silah para desteği vermeleri bu vahşet ve katliyamların kıvılcımı olmuştur ve uzun yıllar unutulmayacak sorunların tohumları toprağa ekilmiştir Hamdiye Alayları Ermeni isyancılara karşı savaşmıştır isyancılar ile braber masum Ermeniler de zara görmüştür Bu çatışmalardan sonra Osmanlı hükümeti 1915 yılında teşcir kararını uygulamaya koymuştur ve Anadoluda ki Tüm Ermeni vatandaşlar sürülmüştür Benim kişsel fikrim Soykırım veya bir halkı toptan yok etme amacının olmadığıdır yaşananlar karşılıklı trajedidir.
Bunca olaylar katliyamlar yaşanırken Ermeni halkını Devlete karşı kışkırtan Devletler kimler Rusya,Fransa,Almanya Ruslar, Fransızlar Ermenileri Osmanlıya karşı kullanırken Ermenileri düşündüklerini hiç sanmıyorum kendi emperalist çıkarları uğruna tecavüz ettikleri Anadolu toıpraklarına sahip olabilmek için Ermeni vatandaşları taşeron militan olarak kullanmıştır ve yüzyıllarrca kardeş gibi yaşayan halkaları birbirene düşman etmiştir ve halkların birbirine katliyam yapmalarına neden olmuşlardır
Ruslar ve Fransızlar Ermenileri kullanırken Almanlar ne yapıyorlardı Almanlar zaten Osmanlıyı 1. dünya savaşına girmesini baş nedendir Alman Emperyalizmi kuyruğuna Osmanlıyı takarak Rusların önüne attılar görüldüğü üzere Ermeniler ve Türkler Emperyalist devletlerin yanında birbirlerine düşman edildiler iki halk biribirini öldürdü zülüm etti Kadim dost olan halkları kin ve nefret deryasına fırlatılar. Tecşir Kararında da yine Almanların parmağı vardır Terrakki hükümeti de bu kararı kabül ederek 27 mayıs 1915 de Teşcir karaını çıkarmıştır
Yıllar geçti bu seferde Ermeni soykırımı yapıldı tezini parlementolarında Hangi ülkeler kabül etti tabiki aynı zihniyetler Bu ülkeler ne Ermenileri ne de Türkleri düşündükleri yok Türkiye kafasını yukarı kaldırdımı birazcık gelişmeye başladı mı o başı aşşağı indrmek için kullanılan bir koz haline getirilmiştir Ermeniler kendi acılarınının oy avcısı yalancı riyaka siyasetçilerin elinde oyuncak olduğunun farkında değiller.
" Türkiye'ye soykırımcı diyen riyakar yalancı Emperyalist devletlerin vukuatları "
Fransa: Cezayir soykırımı Fransiz
isgalciler 1,5 milyon Cezayirliyi hunharca sehit
etmislerdir. Ruanda Soykırımı 1994 yılının haziran-ağustos döneminde Ruanda’da 800 bin Tutsi ve ılımlı Hutu’nun ölümüyle sonuçlanan soykırım Nijerya
Rusya: Stalin binlerce Türkü orta asyaya sürmüştür 400.000-450.000 kırım türk'ünü sibirya'ya zorla göç ettirmiştir.bunlardan yaklaşık 350.000i hayatını kaybetmiştir Polanyalı katliyamı ikinci dünya savaşı'nın başlangıcında nazilerle ittifak imzalayan sovyetler'in milyonlarca polonyalı'yı katletti 250.000 ukrayna katoliği'nin katledildiği soykırım. kafkaslar'da uygulanan bir diğer sistematik soykırım. 2 milyon çerkes katledilmiştir. Afganistan da 700.000 ile 2.000.000 arası sivil öldürüldü..
Amerika: Irak da 1.5 milyon insan öldürüldü Afganistan yerle bir edildi petrol uğruna Dünyayı yönetme uğruna binlerce çocuk öksüt yetim bırakıldı genç kızlar fahişelik yapmak zorunda kaldı vietnam üstüne vazife olmayan her yerde herkese katliyam yapıştır tüm nato ülkerlindeki ladyo ve kontragerillaları eğiten ve ülkerli iç savaşa sokmasıyla binlerce insanın sebibebi olmuştur
Almanya: Naziler 6 milyon Yahudiyi katletmiştir Ermenileri teşcirinin arkasında Almanlar vardır
Daha da yazabilrdim daha fazlasıda mevcuttur tüm ülkelerin yaptığı pislikler yanlışlar mevcutken sadece Türkiye'nin üstüne gidilmesi ve her fırsatta önüne çıkarılması manidardır Soykırımcı bir devlet arıyorsanız yukarıda yazdıklarıma bakın onlar yaptıkları pislikleri örterken bizden hesap sormaya çalışıyorlar siz ilk önce kendi kapınızın önün temizleyin...
Cem.k
Kaydol:
Yorumlar (Atom)







