"Amerikan emperyalizmine, Sovyet revuzyonizmine, Bulgar dalkavukluguna, Romen soytariligina karşı Türk devrimcisiyim." Deniz Gezmiş

9 Ağustos 2012 Perşembe

" Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Hukuk devleti : Zenginine Adalet Fakire eziyet "


 Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Hukuk devleti midir ?

Türkiye de sistem her zaman zenginlerden ağalardan kodamanlardan vergi kaçıranlardan hayali ihracatçılardan ve gücü ele gerçirenlere biyat edenlerden  yana olmuştur.

- Zengin çocuğu cinayet işler kamera kayıtları hemen kaybolur yıllarca bulunamaz  yakalanır yargılanır en alt ceza ile yargılanır hapse girer 5 yıldızlı otel  gibi bir eli yağda bir eli balda yaşar

- Millet vekilinin oğlu çıkar devlet memurlarını adi suçluları teşhir eder gibi bir köşeye dizdirip  sürdürür.

- Sade vatandaş bir konu ile ilgili bir dava açtığında devlete  dosya masrafı  ödemek zorunda Noter de bir işlem yapmak istediği zaman mutlaka dosya masrafı vermek zorunda. Cebinde   parası bulunmayan insan nasıl dava açıcak dosya masrafını dahi karşılayamayacak kadar bile imaknı olmayanlar nasıl hakkını arıyacak...

- Milliyetçi bir grup Taksimde eylem yaptığında  polis biber gazını bırak jopunu bile kullanmaıyorsa başörtülü kızlar eylem yapınca  polis onları çembere alıp koruyorsa bunlara karşılık;

- Ezilmiş,hakkı yenmiş gruplar ve haksızlıklara karşı olanlar gösteri yaptığında kadın çocuk demeden biber gazı atılır acımasızca joplar kullanılır

- Doğu da ve güney doğuda yaşanan sorunların en büyük nedenlerinden biride budur.
 Adalet eşitlik ve devlete olan güven duygusunu kaybetmiş vatandaşlar emperyalist oyunların maşalığını yapanların kucağına düşmek durumunda kaldılar.

Sosyal hukuk devleti kömür dağıtmakla 4 yılda bir seçim yapmakla veya anayasada  üş beş satır da yazılmakla olmaz tüm vatandaşların eşit ve insanca yaşamasını sağlayarak olur....

Yazar: Cem.k


Uğur Mumcu'nun bir yazısından bir bölüm ....

"Adalet duygusu" diye bir inanç vardır. Bu inanç bir kez sarsıldı mı, istediğiniz kadar çabalayın, inandırıcı olamazsınız. Hele adalet duygusu devlet eliyle yok edilirse yıkıntı büsbütün büyük olur.



29 Temmuz 2012 Pazar

" SÜREYYA PAŞA HASTANESİNDEN ATILAN 3 TAŞERON İŞÇİSİ DİRENİŞTE... "



Süreyya Paşa Hastanesinde  taşeron yemek şirketinde çalışan 3 taşeron işçisi işten çıkarılmıştır. Sebepse yeni şirketin sözleşmesinde bütün haklarımı aldım maddesini kabül etmedikleri için işten çıkarılmışlardır. Yapılan haksızlığa ve emek sömürüsüne karşı Maltepe Başıbüyük de Süreyya Paşa Hastanesinde ki direnişleri devam ediyor...

- Taşeronluk yüzyılın kölelik sistemidir.

- 700 lira maaşla hiçbir sosyal hakka sahip olmadan işten çıkarılma tehtidiyle karşı karşıyalar.

- Bu adaletsiz sisteme dur deme vaktidir. Aşımıza Ekmeğimize göz koyanlara karşı mücade eden tüm emekçilere işçilere destek olmalıyız.

                                                                                                          
 Chp Maltepe Gençlik Örgütünden işçiye ve ezilmiş tüm kesimlere karşı hassasiyeti olan gençleri kölelik düzenine son verilmesi amacıyla grev yapan emekçilerin yanlarına destek için gitmiştir. Chp Gençliği burcuvazi ve yarım porsiyon Sosyalizm çıkmazından kurtulmalıdır. Emekçinin işçinin ezilenin yanında olmalıdır ve öyle olmak zorundadır...





                                                                                                    Cem.K

10 Mayıs 2012 Perşembe

" Che Guevara İhanete Uğradı mı? "


Bolivya'da Che ile birlikte savaşmış Benigno lakaplı eski gerilla Ramirez'in Che'yi SSCB'nin ihbar ettiğini söyleyen açıklamalarının Türkiye basınına taşınması tartışmaları beraberinde getirdi; Che'nin Türkiye'de ne kadar az tanındığını da ortaya koydu.
Che Guevara dünyada olduğu gibi Türkiye'de de devrimci mücadelenin önemli bir simgesi olarak sahiplenilse de mücadelesinin birçok yönü karanlık bırakılmakta. Che'nin uğruna mücadele ettiği Küba devriminin bürokratikleşmesi, Küba'nın SSCB'nin uydusuna dönüştürülmesine karşı mücadelesi, sonrasında dışlanması, bu açmazdan devrimi yayarak çıkmak için gittiği Bolivya'da Çin ve SSCB tarafından yalnız bırakılması…
Bu açıklamalar vesilesiyle Che'nin bilinmeyen ve bilinmesi pek de istenmeyen yönlerine ışık tutmak istedik. Elbette bu kısa yazı sadece konuya bir giriş niteliğindedir. Che Guevara ve Küba devrimi üzerine detaylı incelemeler içeren yazılarımızın bu yazıyla sınırlı kalmayacağını, devam edeceğimizi belirtelim.

Che İhanete Uğradı mı? 

Che'nin katledilmesi, Ramirez'i söylediği gibi Castro'nun Bolivya Komünist Partisi lideri ile yaptığı görüşme sonrası kendilerine La Huguera köyüne gitmeleri söylenmesinden sonra yolda tuzağa düşürülmeleriyle mi olmuştur bilinmez ama Che'nin ölümünden sonra açıktan muhalefet örgütlediği SSCB'nin rahat bir soluk aldığı kesindir.

Hızla SSCB tipi bir bürokratikleşme aşamasına giren Küba karşısında Che, SSCB'nin Küba'daki kontrolünden ve gittikçe artan bağımlılık ilişkisinden açıkça rahatsızlık duymaya başlamıştı. Rusya ve Doğu Avrupa'ya yaptığı ziyaretler onun bu konudaki görüşlerini netleştirmişti. Bir röportajında Kübalı insanlar kanlarının son damlasına kadar SSCB'nin Küba'yı uydusu haline getirme çabasına karşı direnmeliler demesi de bu tutumunu gözler önüne serer. Che, gerek SSCB'ye gerek Çin'e karşı tavrını açıkça ortaya koyuyor ve Küba'nın farklı bir rota araması çağrısını yükseltiyordu.
Guevara, SSCB'ye karşı açıkça sesini yükseltiyordu. Küba'da olduğu gibi, Sovyetler Birliği'ni gelişmemiş ülkeleri kendine bağımlı kılan karşılıklı ticaret anlaşmaları konusunda suçluyordu. Che, SSCB'yi ABD ile birlikte geri kalmış dünyanın emperyalist sömürüsüne katılmakla suçluyordu. Che, Sovyetlerin Batı kapitalizmi ile barış içinde birarada yaşama politikasına şiddetle karşı çıkıyordu.
Küba'nın en büyük müttefiki SSCB'ye karşı bu tutumuyla Che'nin yolunun Castro'dan ayrılıyordu. Varlık koşulları Rusya'nın devam eden ekonomik desteğine bağlı olan Küba'da, Che'nin artık politik olarak dışlanması, yalnızlaşması kaçınılmazdı.

Küba Sovyet yanlısı grubunun lideri olan Anibal Escalante, sonunda Castro'ya 1965'te Che'nin kabineden istifasını kabul etmeye zorladı. Escalante, Küba'nın ekonomik olarak istikrarsızlığı ve Sovyetler birliğiyle gerilen ilişkilerden dolayı Che'nin "... pratik olmayan projelerini ve patolojik maceracılığını  suçluyordu. Hayatını pahasına mücadele ettiği Küba'da yalnızlaştırılan Che, Küba'nın kaderini değiştirmenin yolunun yalnızlıklarına son verip SSCB ve Çin'e bağımlılıktan kurtulmak için devrimi dünyada ve özellikle Latin Amerika'da yaymak gerektiği fikriyle daha çok inanıyordu. Bu nedenle, Küba'dan ayrılıp önce Kongo, sonra da Bolivya'da devrimi yaymak için yola çıktı. SSCB'nin Che'nin Bolivya'daki sınırlı güçlerle varlığından bile ne kadar rahatsız olduğunu Haziran 1967'de Sovyet Dışişleri Bakanı Aleksei Kosygin Küba ziyaretindeki açıklamalarıyla ortaya koyuyordu. Kosygin, Che'nin Bolivya'ya gidişini eleştirip "Che'nin Bolivya'daki gerilla faaliyetlerinin komünizme zarar verdiğini, sosyalist' olduklarını söyleseler bile hükümet karşıtı güçlere, destek vermenin, Latin Amerika'daki Sovyet destekli komünist partilerin çalışmalarını zorlaştırdığını" söylüyordu. Bu ziyareti takiben Brejnev'in Castro'ya eğer Latin Amerika'da devrimleri kışkırtmaya devam ederlerse Sovyetlerin ABD işgalini engellemeyeceği ultimatomunu içeren mektubu da çok şey anlatmaktadır.

Bolivya'ya vardığında sadece 7'si Bolivyalı olan 24 gerilla gücüne sahip olan Che, Stalinist Bolivya Komünist Partisi'nden hiçbir destek görmedi. İnsan gücü ve silah, erzak gibi malzeme açısından büyük destek gerektiren gerilla savaşında SSCB ve Küba devletleri büyük olanaklara sahip olmalarına rağmen Che'ye hiçbir yardımda bulunmadılar. Çok küçük bir gerilla birliğiyle gerekli teçhizat ve olanaklardan yoksun bir biçimde ölüme terk edildi. Yalnız ve yüzüstü bırakılan Che, Bolivya'da CIA'nın ölüm mangalarına, en iyisinden, bir nevi teslim edilmiş oldu. Latin Amerika'da kendi tekellerinin dışında gelişebilecek rejimlerin önünü almış olmanın rahatlığıyla Che'nin katledilmesinden sonra SSCB rahat soluk almış oldu.


Kaynak : http://www.bolsevik.org/

25 Nisan 2012 Çarşamba

" Emperyalist Ülkelerin Bitmeyen Fetişi Ermeni Sorunu "

Osmanlı imparatorluğuda millet-i sadıka sadık millet olarak anılan Osmanlı ordusunda general sadrazam ve en üst makamlara kadar çıkabilen Ermeni vatandaşlar ile Osmanlı arasında sorun neden çıktı

Osmanlı doğu cephesinde Ruslarala savaşırken Rus ordusuna geçen binlerce Osmnalı Vatandaşı Ermeni olmuştur  ayrıca güney cephesinde Fransız ordusuna katılanlar olmuştur doğu  Adanoluda birçok Türk ve Kürt müslüman Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteciler ve isyancılar tarafında katledilmiştir  Ermeni vatandaşların bir anda oluşan bu kin nefret ve saldırganlığının amacı neydi Anadoluyu işgal eden Emperyalist Devletler Osmanlının yenilmesi halinde Büyü Ermenistan kurulmasına yardım edeceklerine söz vermeleri ve Ermeni komitacılarına silah para desteği vermeleri bu vahşet ve katliyamların kıvılcımı olmuştur ve uzun yıllar unutulmayacak sorunların tohumları toprağa ekilmiştir  Hamdiye Alayları  Ermeni isyancılara karşı savaşmıştır isyancılar ile braber masum Ermeniler de zara görmüştür Bu çatışmalardan sonra Osmanlı hükümeti  1915 yılında teşcir kararını uygulamaya koymuştur ve Anadoluda ki  Tüm Ermeni vatandaşlar  sürülmüştür Benim kişsel fikrim Soykırım veya bir halkı toptan yok etme amacının olmadığıdır yaşananlar karşılıklı trajedidir.

Bunca olaylar katliyamlar yaşanırken Ermeni halkını Devlete  karşı kışkırtan Devletler kimler Rusya,Fransa,Almanya  Ruslar, Fransızlar Ermenileri Osmanlıya karşı kullanırken Ermenileri düşündüklerini hiç sanmıyorum kendi emperalist çıkarları uğruna tecavüz ettikleri Anadolu toıpraklarına sahip olabilmek için Ermeni vatandaşları taşeron militan olarak kullanmıştır ve yüzyıllarrca kardeş gibi yaşayan halkaları birbirene düşman etmiştir ve halkların birbirine katliyam yapmalarına neden olmuşlardır 

Ruslar ve Fransızlar Ermenileri kullanırken Almanlar ne yapıyorlardı Almanlar zaten Osmanlıyı 1. dünya savaşına girmesini baş nedendir Alman Emperyalizmi kuyruğuna Osmanlıyı takarak Rusların önüne attılar görüldüğü üzere Ermeniler ve Türkler Emperyalist devletlerin yanında birbirlerine düşman edildiler iki halk biribirini öldürdü zülüm etti  Kadim dost olan halkları kin ve nefret deryasına fırlatılar. Tecşir Kararında da yine Almanların parmağı vardır Terrakki hükümeti de bu kararı kabül ederek  27 mayıs 1915 de Teşcir karaını çıkarmıştır 

Yıllar geçti  bu seferde Ermeni soykırımı yapıldı tezini parlementolarında Hangi ülkeler kabül etti tabiki aynı zihniyetler Bu ülkeler ne Ermenileri  ne de Türkleri düşündükleri yok Türkiye kafasını yukarı kaldırdımı birazcık gelişmeye başladı mı o başı aşşağı indrmek için kullanılan bir koz haline getirilmiştir Ermeniler kendi acılarınının  oy avcısı yalancı riyaka siyasetçilerin elinde oyuncak olduğunun farkında değiller.

" Türkiye'ye soykırımcı diyen riyakar yalancı Emperyalist devletlerin vukuatları "

Fransa: Cezayir soykırımı Fransiz isgalciler 1,5  milyon Cezayirliyi hunharca sehit etmislerdir. Ruanda Soykırımı 1994 yılının haziran-ağustos döneminde Ruanda’da 800 bin Tutsi ve ılımlı Hutu’nun ölümüyle sonuçlanan soykırım Nijerya 

Rusya: Stalin binlerce Türkü orta asyaya sürmüştür 400.000-450.000 kırım türk'ünü sibirya'ya zorla göç ettirmiştir.bunlardan yaklaşık 350.000i hayatını kaybetmiştir Polanyalı katliyamı ikinci dünya savaşı'nın başlangıcında nazilerle ittifak imzalayan sovyetler'in milyonlarca polonyalı'yı katletti  250.000 ukrayna katoliği'nin katledildiği soykırım. kafkaslar'da uygulanan bir diğer sistematik soykırım. 2 milyon çerkes katledilmiştir. Afganistan da 700.000 ile 2.000.000 arası sivil öldürüldü..

Amerika: Irak da 1.5 milyon insan öldürüldü Afganistan yerle bir edildi petrol uğruna Dünyayı yönetme uğruna binlerce çocuk öksüt yetim bırakıldı genç kızlar fahişelik yapmak zorunda kaldı vietnam üstüne vazife olmayan her yerde herkese katliyam yapıştır tüm nato ülkerlindeki ladyo ve kontragerillaları eğiten  ve ülkerli iç savaşa sokmasıyla binlerce insanın sebibebi olmuştur

Almanya:  Naziler 6 milyon Yahudiyi katletmiştir Ermenileri teşcirinin arkasında Almanlar vardır

Daha da yazabilrdim daha fazlasıda mevcuttur  tüm ülkelerin yaptığı pislikler yanlışlar mevcutken sadece Türkiye'nin üstüne gidilmesi ve her fırsatta önüne çıkarılması manidardır Soykırımcı bir devlet arıyorsanız  yukarıda yazdıklarıma bakın onlar yaptıkları pislikleri örterken bizden hesap sormaya çalışıyorlar siz ilk önce kendi kapınızın önün temizleyin...

                                                                                                                                  Cem.k

6 Nisan 2012 Cuma

" Suriye ve Ortadoğu Bop denklemi.. "


Türkiye nedensiz ve anlaşılmaz bir biçimde Suriye meselesini üstüne vazife edindi görüşmeler yaptı toplantılar yaptı ultimatomlar verdi restler çekti kimin gazıyla tabiki Orta doğunun m Amerika ilk başlarda Suriye konusunda hararetli ve  savaş için çok istekliydi fakat Rusya,Çin ve İran faktörleri devreye girince geri adım atmak zorunda kaldı tabi kendi geri çekilmek zorunda kalınca kendine pis işlerini yapabilecek bir maşa devlet gerekliydi zaten bu devlet Türkiye'den başkası olamazdı her daim Amerika'nın  sözünden çıkma cesaretini gösteremeyen Türkiye dış politakia da sıfır sorun poltikası terse döndü sıfır dostluk politikasına döndürüldü.

Türkiye'nin ortadoğu stratejini değme dansözlere taş çıkarır vaziyette bir gün dediği ertesi günü tutmuyor 2 yıl önceye kadar Esad'ın yanında olan ve ticari,ekonomik ve sosyal işbirliğe giren ve neredeyse ortak bakanlar kurulu toplatısı yapabilecek kadar samimiyeti ilerleten bu devlet 2 yıl içinde ne olduda Esad'ın Diktatör olduğu anladı tabiki Amerika'nın direktifleri ve zorlamalarıya Suriye konusunda Amerika'nın Türkiye'den müdahil olmasını istemesi dışında Türkiye'nin Suriye'ye saldırmak konusunda bu denlki iştahlı olmasının diğer bir sebebi ise Suriye'de Alevi Nusayri kitlenin iktidar da olmasıdır yoksa demokrasi insan hakları Beşar'ın zalim olması umurlarında değil neden örnek  Bahreyn çoğunluğu Şii müslümanların oluşturduğu devlettir ve iktidar da ise sünni azınlık mevcut ve Suriye ile benzer olaylar orada da gelişmeyteydi şiiler sunni iktidara karşı ayakladılar  özgürlük ve adalet istediler  peki Türkiye'nin tavrı ne oldu tabiki sustu Amerika'dan gelen direktiflerle suspus oldu Aamerika'nın diğer bir maşası Suudi arabisan ordusu şiileri dümdüz etti Bahreyn de ve kimse ses çıkarmadı.


 Amerika'ın Şiiler ile alıp veremediği ne sunniler öldürülünce insan haklarına sarılan ve özgürlük adalet nutukları atanlar iş şiilere gelince neden gaddar ve umursamaz oluyor nedeni; Şiiler Amerikan işgalciliğine ve Ortadoğu emellerine karşı tavır sergilemekte Irak da  Afganistan da Lübnan da Filistin de İsrail'e ve Amerika'ya karşı direniş gösterenler çoğunluğu şiidir  bu nedenle şiiler amerika tarafından sevilmemektedir.

Amerika'nın Bop projesi yalancı Arap Baharı ile  yavaş yavaş uygulanmakta planlı bir biçimde devam eden bu proje kapsamında Orta Doğu da devletlerden diktataör veya zorba diye adalandırılan liderler tasviye edilecek  ayaklanan halka özgürlük ve demokrasi adı altında ağızlarına bir parmak bal çalınacak ardından bu devletlerdeki dini gruplara birbirine düşürülecek şii sunni ayrımmı yapılacak sunniler ayrı devlet şiilere ayrı devlet kurdulacak ve böylece küçük ve paraçalanmış arap devletleri daha güçsüz olacak vur eline al petrolünü al kıvamına getirilecek fakat İran ve Suriye direnmekte bu  emperyalist ve sömürgeci zihniyelere karşı dik durmaktalar Suriye ve İran yönetimlerinde demokrasi ve özgürlük olmadığı biliyoruz bu unsurlar inkar edilemez şuan ki kojonktürde bu liderlerin iktidarlarının sürmesi gereklidir Bu iktidarlar Emperyalist ve sömürgeci zihniyetlerin amaçları doğrultısunda ne özgürleşir ne de demokratikleşir Afganistan da ve Irak da  gelen demokrasi ve özgürlüğü gördük milyonlarca insan öldürüldü binlerce çocuk yetim öksüz kaldı genç kızlar fahişe olmak zorunda kaldı bu mu demkrasi bu mu adalet

Batı haçlı seferlerinin de  " din savaşı " kisvesi altında doğu medeniyetlerinin güzelliklerini zenginliklerini sömürmek için yapıldığıı biliniyordu  aynı zihniyet aynı lanet amaçlar hala faal durumda işine gelen iktidar ve devletleri demokratik ve adaletli görenler istemedikleri ve emellerine destek vermeyen liderleri Diktatör,zalim,anti demokratik yaftalarıyla  yıpratmaya ve tasviye etmeye çalışılıyor 

Libya da  devlet 2 veya 3 parçaya bölüme aşamasında çatışmalar devam etmekte ve kan hala dökülmekte ama batının umrunda değil çünki isteiklerini alana kadar insancıl ve demokratik görünürler keza Irak 3 paraçaya bölünme aşamasıda Suriye'e savaş açılırsa muhtemelel sünni alevi devleti oalrak ikiye ayrılacak...BOP'A giden yolda herşey meşru sayılıyor amaçların gerçekleşmesi içim milyonlarca insanın ölmeli katledilmesi bunların umrunda değill Herşey Bop için .....

                                                                                                                    
                                                                                                                             Cem.k


" Türkiye'nin durumunu tam anlamıyla anlatan Karikatürler...."

 

" Maltepe Belediyesi Taşeron İşçilerinin Mücadelesi Sürüyor "


 Belediye önünde sürdürdükleri eylemin 100. gününde CHP'li Maltepe Belediye Başkanı Mustafa Zengin'in hakaret ve saldırısına uğradı  Belediye Başkanı Zengin'in saldırısının ardından polisin etraflarına bariyer ördüğü işçilerin pankartlarına da el koyulmuştu. Uğradıkları baskıdan yılmayacaklarını ifade eden işçiler 7 nisan Cumartesi günü Taksim tramvay durağından CHP İl Başkanlığı binasının önüne yürüyerek protesto gerçekleştirecek.
İşçiler, "taşeron işçisi köle değildir" diyerek sendika ve kitle örgütlerine de çağrıda bulundu





27 Ocak 2012 Cuma

NAGEHAN ALÇI'NIN GERÇEK YÜZÜ...


Ernesto Che Guevara'ya Atatürk'e,Deniz Gezmiş'e hakaret eden onları küçümseyen Nagehan alçı şekilden şekile girdiği halleri... osacarlık artislere taş çaıkarır

12 Ocak 2012 Perşembe

" Emperyalist ABD'nin Rezillikleri...."


Amerika Demokrasi kisvesi alında işgal ettiği ülke vatandaşlarına yaptığı işkenceler zülümler bir bir meydanda her fırsatta Demokrasi,eşitlik insan haklarından bahseden Avrupalı ülkeler Fransa,İngiltere,Almanya nerede neden sesleri çıkmıyor.



10 Ocak 2012 Salı

Maltepe Kaymakamı Halkın parası nerede kullandı ?


Maltepe Kaymakamlığı Yadımlaşma Derneği, kurban gelirlerinden elde ettiği parayı Maltepe Kaymakamı'na Bir milyona deniz manzaralı dubleks daire Kaymakamlık emrine verildi.Kurban parasıyla Kaymakamın altına son model bir makam araç da çekildi. Kaymakam Lojmanı değeri 1 milyon tl  alınan araçın fiyatı ise 90 bin tl

Kaymakamlık Derneği Başkanı Fikret Birdal'ın bu konu hakkında yaptığı açıklama ise şu şekilde; ''Kurban yerinden kiralar ve bağışlarla elde ettiğimiz para ile Amatör Spor Külüpler Birliği'ne 35 bin TL, Maltepespor Kulübü'ne 25 bin TL, Maltepe Kaymakamına lojman alımı için 1 milyon TL ve makam otosu için de 90 bin Euro ödendi. Tescil işlemleri yapıldı. Kaymakama lojman hibesini İl Özel İdareye, makam aracını da Maltepe Kaymakamlık Derneği'nden Maltepe Kaymakamlığı'na hibe edildi'' 

Halkın parasını lüks yaşam ve konforları için harcayanlardan hesap sorulmalı Halk 650 tl maaşla ev geçeindrmeye çalışırken devletin imkanlarını gereksiz ve kendi lüksü için kullanaları görevden almalı  Adalet eşitlik ilkelerini ağızından düşürmeyenler bu durum karşısında nasıl bir tutum alıcak merak konusu....

haber kaynağı : songün haber

9 Ocak 2012 Pazartesi

" Maltepe Belediyesi Taşeron İşçilerinin Direnişi Devam ediyor "


Emek en yüce değerdir  hakkını arayan işçi kardeşlerimzi destekliyoruz Sosyal Demokrat parti işçiden yana emekçiden yana olmalıdır Taşeronlaşmaya karşıyız...

" YORUMSUZ..."

" Sivil Faşizm İş Başında "


Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Kemal Kılıçdaroğlu'nın Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay'ı ziyaretinden sonra yaptığı açıklamalardan dolayı Kurum halinde çalışan kamu görevlisine hakaret,Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs iddiasıyla Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlattı. Kılıçdaoğlu'nun yargılanması ve  dokunulmazlığının kaldırılması için hazırlanan fezleke Adalet Bakanlığı'na gönderildi.

Sivil faşizm yargıyı 2010 refarandumu ile ele geçirdi  Akp'nin emir ve direktiflerine uymayan TSK'yı kendi istediği gibi dizayn etmeye başladı Akp'ye karşı olan subay ve Genarelleri  silivriye gönderdi  son olarak da demokrasinin vazgeçilmezi olan muhalefete de saldırmaya başaladı Kılıçdaroğlu hakkında açılan soruşturma özgür ve bağımsız yargının soruşturması değil sivil faşist yönetimin emirlerinin yerine getirilmesi ve uygulanmasıdır.

8 Ocak 2012 Pazar

METİN GÖKTEPE - ÖZLEMLE ANIYORUZ!


8 Ocak 1996 tarihinde polislerce toplu halde gözaltına alınan bin kişinin arasındaydı. O gün, iki kişinin cenazesi ile ilgili haber için İstanbul-Alibeyköy´deydi. Gözaltında polislerce İşkence ile dövülerek katledildi yıl 2012 aradan 16 yıl geçmesine rağmen gazeteciler tutuklanıyor özgürlükleri elinden alııyor maddi ve manevi işkence hala devam edyor insanları toplum önünde itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor farklı fikirde olana karşı tahmül yok " ya benle aynı fikirdesin ya hapiste " tehtidi altında basın,halk,tüm kesimler korkutulmaya ve sindirilmeye çalışılıyor ve kendilerine engel olacaklarını düşündükleri ise derdest etmek için hapislere atıyor...

" Deniz Gezmiş "


"Amerikan emperyalizmine, Sovyet revuzyonizmine, Bulgar dalkavukluguna, Romen soytariligina karşı Türk devrimcisiyim."  Deniz Gezmiş
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...