Bolivya'da Che ile birlikte savaşmış Benigno lakaplı eski gerilla
Ramirez'in Che'yi SSCB'nin ihbar ettiğini söyleyen açıklamalarının
Türkiye basınına taşınması tartışmaları beraberinde getirdi; Che'nin
Türkiye'de ne kadar az tanındığını da ortaya koydu.
Che Guevara dünyada olduğu gibi Türkiye'de de
devrimci mücadelenin önemli bir simgesi olarak sahiplenilse de
mücadelesinin birçok yönü karanlık bırakılmakta. Che'nin uğruna mücadele
ettiği Küba devriminin bürokratikleşmesi, Küba'nın SSCB'nin uydusuna
dönüştürülmesine karşı mücadelesi, sonrasında dışlanması, bu açmazdan
devrimi yayarak çıkmak için gittiği Bolivya'da Çin ve SSCB tarafından
yalnız bırakılması
Bu açıklamalar vesilesiyle Che'nin bilinmeyen ve
bilinmesi pek de istenmeyen yönlerine ışık tutmak istedik. Elbette bu
kısa yazı sadece konuya bir giriş niteliğindedir. Che Guevara ve Küba
devrimi üzerine detaylı incelemeler içeren yazılarımızın bu yazıyla
sınırlı kalmayacağını, devam edeceğimizi belirtelim.
Che İhanete Uğradı mı?
Che'nin katledilmesi, Ramirez'i söylediği gibi
Castro'nun Bolivya Komünist Partisi lideri ile yaptığı görüşme sonrası
kendilerine La Huguera köyüne gitmeleri söylenmesinden sonra yolda
tuzağa düşürülmeleriyle mi olmuştur bilinmez ama Che'nin ölümünden sonra
açıktan muhalefet örgütlediği SSCB'nin rahat bir soluk aldığı kesindir.
Hızla SSCB tipi bir bürokratikleşme aşamasına giren
Küba karşısında Che, SSCB'nin Küba'daki kontrolünden ve gittikçe artan
bağımlılık ilişkisinden açıkça rahatsızlık duymaya başlamıştı. Rusya ve
Doğu Avrupa'ya yaptığı ziyaretler onun bu konudaki görüşlerini
netleştirmişti. Bir röportajında Kübalı insanlar kanlarının son
damlasına kadar SSCB'nin Küba'yı uydusu haline getirme çabasına karşı
direnmeliler demesi de bu tutumunu gözler önüne serer. Che, gerek
SSCB'ye gerek Çin'e karşı tavrını açıkça ortaya koyuyor ve Küba'nın
farklı bir rota araması çağrısını yükseltiyordu.
Guevara, SSCB'ye karşı açıkça sesini yükseltiyordu.
Küba'da olduğu gibi, Sovyetler Birliği'ni gelişmemiş ülkeleri kendine
bağımlı kılan karşılıklı ticaret anlaşmaları konusunda suçluyordu. Che,
SSCB'yi ABD ile birlikte geri kalmış dünyanın emperyalist sömürüsüne
katılmakla suçluyordu. Che, Sovyetlerin Batı kapitalizmi ile barış
içinde birarada yaşama politikasına şiddetle karşı çıkıyordu.
Küba'nın en büyük müttefiki SSCB'ye karşı bu
tutumuyla Che'nin yolunun Castro'dan ayrılıyordu. Varlık koşulları
Rusya'nın devam eden ekonomik desteğine bağlı olan Küba'da, Che'nin
artık politik olarak dışlanması, yalnızlaşması kaçınılmazdı.
Küba Sovyet yanlısı grubunun lideri olan Anibal
Escalante, sonunda Castro'ya 1965'te Che'nin kabineden istifasını kabul
etmeye zorladı. Escalante, Küba'nın ekonomik olarak istikrarsızlığı ve
Sovyetler birliğiyle gerilen ilişkilerden dolayı Che'nin "... pratik
olmayan projelerini ve patolojik maceracılığını suçluyordu. Hayatını
pahasına mücadele ettiği Küba'da yalnızlaştırılan Che, Küba'nın kaderini
değiştirmenin yolunun yalnızlıklarına son verip SSCB ve Çin'e
bağımlılıktan kurtulmak için devrimi dünyada ve özellikle Latin
Amerika'da yaymak gerektiği fikriyle daha çok inanıyordu. Bu nedenle,
Küba'dan ayrılıp önce Kongo, sonra da Bolivya'da devrimi yaymak için
yola çıktı.
SSCB'nin Che'nin Bolivya'daki sınırlı güçlerle
varlığından bile ne kadar rahatsız olduğunu Haziran 1967'de Sovyet
Dışişleri Bakanı Aleksei Kosygin Küba ziyaretindeki açıklamalarıyla
ortaya koyuyordu. Kosygin, Che'nin Bolivya'ya gidişini eleştirip
"Che'nin Bolivya'daki gerilla faaliyetlerinin komünizme zarar verdiğini, sosyalist' olduklarını söyleseler bile hükümet karşıtı güçlere, destek
vermenin, Latin Amerika'daki Sovyet destekli komünist partilerin
çalışmalarını zorlaştırdığını" söylüyordu. Bu ziyareti takiben
Brejnev'in Castro'ya eğer Latin Amerika'da devrimleri kışkırtmaya devam
ederlerse Sovyetlerin ABD işgalini engellemeyeceği ultimatomunu içeren
mektubu da çok şey anlatmaktadır.
Bolivya'ya vardığında sadece 7'si Bolivyalı olan 24
gerilla gücüne sahip olan Che, Stalinist Bolivya Komünist Partisi'nden
hiçbir destek görmedi. İnsan gücü ve silah, erzak gibi malzeme açısından
büyük destek gerektiren gerilla savaşında SSCB ve Küba devletleri büyük
olanaklara sahip olmalarına rağmen Che'ye hiçbir yardımda bulunmadılar.
Çok küçük bir gerilla birliğiyle gerekli teçhizat ve olanaklardan
yoksun bir biçimde ölüme terk edildi. Yalnız ve yüzüstü bırakılan Che,
Bolivya'da CIA'nın ölüm mangalarına, en iyisinden, bir nevi teslim
edilmiş oldu. Latin Amerika'da kendi tekellerinin dışında gelişebilecek
rejimlerin önünü almış olmanın rahatlığıyla Che'nin katledilmesinden
sonra SSCB rahat soluk almış oldu.
Kaynak : http://www.bolsevik.org/
